5 - Hatim
Nasreddin Hoca ve karisi konusuyorlardi. Karisi :
- Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.
- Ne olmus yani?
- Imam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormus.
Hoca güldü :
- Ben o kadini görsem, hatim bile indiririm!..
Yakışıyor
Hoca Nasreddin camide vaaz verir :
-Sakin ola kariniz, kiziniz süslenip püslenip açik saçik
kiyafetlerle sokaga çikmasinlar.
-Ama hoca senin kiz hepsini de yapiyor, diye biri itiraz
eder.
Hoca da :
-Ama haspaya da yakisiyor degil mi?
Ya
deve ölur, ya ben ya da Timur
Bir gun Timur, Hoca'yla hosbes ederken, "Buradan attim
kilici, varip Halep'de oynadi bir ucu!" kabilinden, sozu
uzattikca uzatarak, buyuttukce buyuterek, pireyi deve yapar..
Hoca canindan bezer. O da tutar, Allahin devesini, dev
yapili bir mahluk haline kor:
-Dogrusu elimden nice develer gelip gecti ama, boylesini
gormedim. Uc desem, kanatlaniyor; yuru desem, ayaklaniyor.
Ne care ki, benim comez misali okumasi var, yazmasi yok!
kabilinden satar, savurur.
Timur buna, parmagini isirir:
-Aman su mahluku bir goreyim! der.
Hoca hic istifini bozmadan:
-Devletlim, der; bugunlerde, namaz baslarini ogretiyorum.
Allah izin verirse, seneye yine geldigimde, onunuze diz
coksun!" der
Timur seneyi iple ceker.
O gun gelince, Hoca:
-Sormayin efendim, Kurani okumaya baslayinca, oyle bir aska
geldi ki, simdi de, "Hafiz olacagim!" diye tutturdu. Allah
ecelden aman verirse, bir daha ki seneye getireyim de
hifzini dinleteyim! deyip Timurun otagindan ayrilir.
Timur, gene seneyi iple cekmeye baslar, Hoca'nin esi dostu;
-Bre Hoca, sen kaninla mi oynuyorsun? Kacin kurdu Timur;
boyle mavallari yutar mi? diye cekip cekistirince, Hoca;
-Yahu, ne telas ediyorsunuz, seneye kadar cok zaman var. O
zamana kadar Ya deve olur, ya ben ya da Timur!
Şimdi
Benzedin
Hoca yolda bir leylek bulmuş.Almış onu evine götürmüş.Daha
önce hiç leylek görmemiş.Uzun gagası ve bacaklarını çok
yadırgamış.Tutup bir güzel kesivermiş onları.Sonra da
yüksekçe bir yere koymuş.Karşısına geçmiş.Yaptığı işten
memnun, seslenmiş:- Bak şimdi kuşa benzedin.
Secdeye kapanırsa
Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi'den mi
kalmis, Kaalubela'dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik
desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin
yuregine bir korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz
arasinda:
"Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi
mubarek!" diyecek olmus ama, hanci baba hic orali olmamis;
sozu sakaya bogarak;
"Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil;
tavan tahtalari Hak'ka tesbih cekiyor!" demis.
Hoca'nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek;
"Peki ama, demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska
gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak!"
Neresinde bulunmalı
Sormuslar Hocaya:
-Cenaze tasinirken tabutun ne tarafinda
bulunulmali,onundemi,arkasindami,sagindami,solundami? diye.
Hoca şoyle bir kasilmis cevap vermis:
-Tabutun içinde bulunmayinda neresinde bulunursaniz bulunun!
Ramazan
Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nin gözleri susuzluktan
afallamis. dayanamayip bir çesmeye çaktirmadan yanasir. Tam
suyunu içerken, bir köylü görmüs hocayi :
- Aman hoca, günah degil midir bu yaptigin !
- Yikil karsimdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben
gidersem bir daha gelmem ! ne günahi ..
Saz
Hoca'ya saz calmasini bilip bilmedigini sorarlar.
-Evet, diye cevaplar Hoca
Ve Hoca'ya ispatlamasi icin bir saz verirler.
Hoca baslar calmaya
Doooooooooooooooooooo...
Ayni nota, ayni tel, tekrar tekrar
Doooooooooooooooooooo...
Bir kac dakika sonra, Hoca'nin calmasini keserler.
-Hoca, bu dogru saz calma sekli degil, ayni nota caliyorsun.
Saz calanlar, parmaklarini asagi yukari gezdirirler, farkli
telleri calarlar!
-Ben biliyorum onlarin neden yukari asagi gezindiklerini ve
farkli telleri denediklerini..
-Nedendir?
-Onlar benim halihazirda buldugum *bu* notayi ariyorlar
Kibir Yok
Nasreddin Hoca'ya yapilan sakalar tukenip bitmezdi.
Aksehir'liler bir gun Hoca'ya takilir ve sorarlar.
-Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun soylenir
asli var midir?
Hoca'nin boyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere
soruldu ya cevaplar;
-Her halde oyle olmali.
-Boyle kisiler zaman zaman mucizeler gostererek bu
ozelliklerini herkese kanitlar. Hoca madem kabullendin
goster bir mucize gorelim!
Hoca;
-Pekala simdi size bir numara yapalim der karsisinda
durmakta olan cinar agacina;
-Ey ulu cinar cabuk yanima gel!...
Tabii ne gelen agac var ne giden. Hoca yurumeye baslar
agacin yanina varir. Aksehir'liler;
-Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin! diye
gulunce,
Hoca;
-Bizde kibir yoktur, dag yurumezse biz yürürüz der.
Tesbih
Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi'den mi
kalmis, Kaalubela'dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik
desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin
yuregine bir korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz
arasinda:
"Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi
mubarek!" diyecek olmus ama, hanci baba hic orali olmamis;
sozu sakaya bogarak;
"Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil;
tavan tahtalari Hak'ka tesbih cekiyor!" demis.Hoca'nin kozu
kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek;
"Peki ama, demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska
gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak!"
Misir`a kadı
oldu
Bir gun Hoca, gene esegini kaybeder. Eee, bu kacinci! Gayri
canina 'tak' eder. "illalah bu tas kafalinin elinden! Aklini
basina alsin da, biraz da o beni arayip bulsun!" diye
soylenir. Suradan suraya adimini atmaz.
Aradan aylar, gunler gecer. Korolasi ne doner gelir, ne bir
kuru selam gonderir. Gunlerden bir gun Hoca esekler basi
Deli Omer'i gorur: "Bu herifin azicik kulagi deliktir. Sunun
bir agzini ariyayim!" der, nasil ararsa arar. O da:
-Duymadin mi, der; senin esek Misir'a kadi oldu!
Bunu duyunca, Hoca basini sallar:
-Tevekkeli degil; ben bizim comeze ders verirken, o da
kulaklarini dikip dinliyordu! der.
Düştüğü
Zaman
Nasreddin Hoca'nin evine tüccar arkadasi misafir olmus.Hoca
ona manti pisirip getirmis. Arkadasi acele edip mantiyi
hemen agzina atinca bogazi yanmis. Bogazinin yandigini belli
etmemek için basini tavana dogru dikmis ve yanmanin etkisi
gidince de basini tavandan indirmeyip sormus :
-Hocam bu tavani ne zaman yaptiniz.
Hoca hemen :
-Bogazina ates düstügü zaman, demis.
Agzina ot
tikamislar
Bir gun Hoca'nin bir koye gidecegi tutmus. Oyle sicak bir
gunmus ki, kus bile kanadini kimildatmiyormus. Boylesi gunde
yola cikmak delilik degil de nedir! Yorgunluk bir yandan,
susuzluk bir yandan Hoca'nin imanini gevretmis, su yokusun
basinda, su inisin dibinde derken, Allah onune bir cesme
cikarmis.. Hemen, oluguna sokulan tikaci cikarip agzini
dayamis ama, oyle bir akisi varmis ki, ustu basi islanmis;
neye donduyse donmus. O zaman Hoca bir lahavle cekip:
-Tevekkeli degil, boyle deli deli aktigin icindir ki, agzina
ot tikamislar ya senin! demis.
Abdestsiz
Nasreddin Hoca bir gün ağacın altında namaz
kılıyormuş.Ağaçta bulunan biri de onu izliyormuş. Namazı
bittikten sonra namazımın kabul olması için Allah'a dua
etmeye başlamış.
-Allahım sen namazımı kabul et.
Ağaçtaki adam:
-Etmem diye cevap vermiş.
Hoca şaşırmış.Tekrarlamış.
-Alahım sen kıldığım namazı kabul et.
-Etmem.
Hocanın şaşkınlığı iyice artmış.Yine:
-Allahım sen namazımı kabul et demiş.
Ağaçtaki adam tekrar:
-Etmem deyince hoca sinirlenmiş.
-Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım.
Bu nasıl namaz
Nasreddin Hoca abdest alirken, bir ayagina su yetmemis.
Namaz kilarken de bir ayagini yukar kaldirarak namaz kilmis.
Bunu gören cami cemaati :
-Hocam bu nasil namaz? diye sormus.
Nasreddin Hoca :
-Bir ayaği abdestsiz namaz, diye cevap vermis.
Yas Tutuyolar
Hocanın tavuğu ölmüş.Civcivlerin de başı boş kalmış.Hoca
kaybolmalarından korkmuş.Boyunlarına siyah bezler
bağlamış.Sonra da içlerinden ip geçirip birbirlerine
bağlamış.Meraklı bir komşusu sormuş:- Hoca o civcivlerin
boynundaki de nedir?Komşusunun merakına içerleyen Hoca,
cevabı yapıştırmış:- Anneleri öldü de yas tutuyorlar.
Farz
Nasreddin Hoca'nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir.
Üçü de birbirinden obur şeylermiş. Hoca ne yemek çıkarmışsa
silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu
da "sünnettir" diye ekmekle iyice sıyırırlarmış. Bu sırada
odaya Hoca'nın oğlu girmiş. Mollalar Hoca'yı memnun etmek
için:
-Aman ne güzel çocuk...Adı ne bunun? diye sormuşlar.
Hoca:
-Adı Farzdır, demiş.
Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar:
-Bu ne biçim isim Hoca Efendi? demişler. Şimdiye kadar böyle
bir isim hiç duymamıştık.
Hoca hemen taşı gediğine koymuş:
-Ya, sünnet diyeyim de onu da mı yiyin?
Sünnet diyeyim
de...
Nasreddin Hoca'nin evine bir gun uc molla misafirlige gelir.
Ucu de birbirinden obur seylermis. Hoca ne yemek cikarmissa
silip supurmusler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu
da "sunnettir" diye ekmekle iyice siyirirlarmis. Bu sirada
odaya Hoca'nin oglu girmis. Mollalar Hoca'yi memnun etmek
icin:
-Aman ne guzel cocuk...Adi ne bunun? diye sormuslar.
Hoca:
-Adi Farzdir, demis.
Mollalar sasirip birbirlerine bakmislar:
-Bu ne bicim isim Hoca Efendi? demisler. Simdiye kadar boyle
bir isim hic duymamistik.
Hoca hemen tasi gedigine koymus:
-Ya, sunnet diyeyim de onu da mi yiyesiniz?
Tarifesi bende
Hoca bir ciger almis evine gidiyormus. Yolda bir dostuyla
karsilasmis. Adam:
-Bak sana guzel bir ciger yemegi tarifi yapayim da bunu agiz
tadiyla ye, demis.
Hoca rica etmis:
-Benim aklimda kalmaz. Bir kagida yaziver.
Adam yazip vermis. Hoca biraz sonra lezzetli bir ciger
yemegi yiyecegini dusunerek dalgin dalgin giderken, bir
caylak elindeki cigeri kapip kacmis...
Hoca caylagin ardindan bir sure baktiktan sonra elindeki
kagidi havaya kaldirmis:
-Agiz tadiyla yiyemeyeceksin. Tarifesi bende!...
Tutar mı?
Hocanin cani bir gün sarma çeker.Ama elinde yogurt
bakraçlari anasi da aglamis ne yapim ne yapim derken aklina
göl gelmis.Gelmis gölün kenarina,atmis bakraçlari kenara
çikarmis sarmis sigarasini hafif hafif demleniyor.Sonra
birden bekçinin düdügünü duymus. Eyvah simdi yandik derken
aniden atmis sarmayi bakracin içine sonrada bakraci tutmus
göle dökmeye baslamis.O esnada bekçide yaninda
bitivermis.Bakmis bakmis anlamamis sonra hocaya sormus ne
yapiyorsun diye.Hocada görmüyor musun yogurt mayaliyorum
demis. bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya
tutar mi demis.Hocada ya tutarsa diye cevap vermis.Sonra
bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmis.Hoca hem
keyfine hem yogurda yanarken bekçinin arkasindan bakip simdi
bu salak herkese anlatir demis.
Aydinlikta
Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus.
Komsulari :
- Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin?
- Mühürüm düstü de...
- Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim...
- Içeride düsürdüm, avluda...
- Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca?
- Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada
ariyorum...
Görenler Ne
Sanir?
Halktan bir grup toplanmis, merak ettikleri bir soruyu
Nasreddin Hoca ya
sormuslar :
- Hocam, helada sakiz çignemek haram midir?
Hoca, biraz düsündükten sonra :
- Kara kapli, bu konuda bir sey demez. Ama çignememek
iyidir.
- Neden?
- E, agizda sakizla heladan çiktigini görenler b.k yedigini
sanabilirler...
Nerelere Kadar
Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan
okuyor ve olanca
hiziyla kosuyormus.
Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu
düsünerek yanina
yaklasip sormuslar :
- Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir?
Hoca, kosmasini sürdürerek :
- Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de... demis.
Onun için
arkasindan kosuyorum...
Herkes Anlasin Diye
Nasreddin Hoca esegini pazara götürüp satiliga çikartmis.
Esek pek
huysuzlanmis. Kuyrugunu elleyeni tepmis, disine bakani
isirmis... Tellal :
- Hoca, demis, bu huysuz esegi kimse almaz. Geri götür...
Hoca altta kalmamis :
- Zaten satmak için degil, bu esekten neler çektigimi herkes
anlasin diye
getirmistim pazara!..
Hatim
Nasreddin Hoca ve karisi konusuyorlardi. Karisi :
- Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.
- Ne olmus yani?
- Imam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormus.
Hoca güldü :
- Ben o kadini görsem, hatim bile indiririm!..
Köyün Yabancisi Olunca
Nasreddin Hoca daha önce hiç ugramadigi bir köyden
geçiyormus. Bir köylü
yanina yaklasmis :
- Efendi, bugün günlerden ne?
Hoca, yorgunlugun etkisiyle hangi gün oldugunu bir türlü
hatirlayamayinca :
- Bu köyün yabancisiyim, demis. Buranin günlerini bilmem...
Görürsem
Söylerim
Bir arkadasi Nasreddin Hoca ya gelmis.
- Bana bak Hoca, kulagini bükmesi benden... Su karina bir
sey söyle, sabahtan
aksama kadar ev ev dolasiyor, konu komsu birakmiyor... Söyle
de azicik evinde
otursun.
- Peki, demis Hoca, görürsem söylerim...
Postacılar
Nasrettin Hoca`nın bir gün paraya çok ihtiyacı olmuş ve
Allah`a mektup
yazmış. Mektupta; "Allahım bana yüz altın gönderir misin?"
yazıyormuş. Gitmiş
mektubunu postahaneye vermiş. Postacılar bakmışlar ki mektup
Allah`a
gidecek, merak edip mektubu okumuşlar ve kendi aralarında
altın toplamışlar
fakat 99 tane çıkmış. Bir zarfın içine koyup, Nasrettin
Hoca`nın evine
bırakmışlar ve kapının arkasından dinliyorlarmış. Nasrettin
Hoca mektubu açıp
altınları saymış ve Allah`a dua edip; "Allahım bi daha şu
postacılarla gönderme,
hiç güven olmuyor." demiş...
Yüzme Olayı
Hocanin iki karisi varmış. Bir gün; "En çok hangimizi
seviyorsun?" diye sormuşlar.
Hoca söylemek istememiş. Yeni karısı:
- İkimizde göle düşsek, önce hangimizi kurtarırdın?
demiş. Hocaeski eşine :
- Sen biraz yüzme biliyordun degil mi?
Aptallar
Hoca ve oglu bir keresinde bir yolculuga cikarlar. Hoca
oglunun esege binmesini ve kendisininde yurumesini tercih
eder. Yolda birileriyle karsilasirlar,
-Bakin su saglikli, genc cocuga! Bugunun gencligi.
yaslilarina hic saygilari yok. Kendisi esege binmis ve garip
babasi yuruyor! derler.
Bu insanlarin yanindan gecince, cocuk kendinden utanmis
hisseder ve kendisinin yurumesi, babasinin da esege binmesi
uzerine israr eder. Boylece, Hoca esekle giderken, cocuk da
yaninda yurur. Kisa bir sure sonra baska insanlara
rastlarlar,
-Suna bak! Babasi esekle giderken, su gariban cocuk yuruyor.
derler
Bu insanlari gectikten sonra, Hoca ogluna
-En iyi yapilacak sey, ikimizin de yurumesi. Kisa bir yol
aldiktan sonra, yine baskalarina rastlarlar,
-Su aptallara bakin. Bu sicak gunes altinda ikisi de
yuruyor, biri bile esege binmiyor!
Zehirli baklava
Bir keresinde, Hoca köy okulunda ögretmen dururken,
ögrencilerinin birinin ailesi tarafindan kendisine bir buyuk
tepsi baklava gönderilir. Agzi sulanir, fakat daha sonra
yemek üzere masasinin cekmecesine koyar. Kisa bir sure sonra
acil bir is icin disari cagirilir.
Ogrencilerine yapilacak bir suru is verir "Ve herseyi
anladiginizi kabul ediyorum" der "yoksa kötu olur" sertce
"Cok kötu"
Kapiya vardiginda,
"Bir sey daha" der. "Benim dusmanlarim var. Pek cok dusman.
Bana surekli zehirli et, zehirli tatli gonderilir. Hatta,"
sertce ekler "zehirli baklava. Yemeden once test etmem
gerekir. Bu sekilde uyarildiniz. Daha uzun bir omur
isterseniz, bana gonderilen hicbir seye dokunmayin.
Ozellikle baklavaya." Hoca gider gitmez, yegeni,
ogrencilerinden biriydi, masaya gider ve baklavayi alir.
"Yapma!" diye bagirir arkadaslari. "Onlar zehirli olabilir!"
Cocuk onlara siritir.
"Tabii ki degiller," der. "O sadece kendisine saklamak
istiyor." Ve baslar tepsiye. "Gercekten cok iyi" der ve bir
baskasini yer.
Yere dusup kivranmadigini goren arkadaslari, Hoca'nin
masasinin etrafina toplanirlar ve baklavayi paylasirlar.
"Fakat hepsinin gittigini gorunce biz ona ne diyecegiz?" der
iclerinden biri, agzindaki kirintiyi silerken.
Hoca'nin yegeni sadece gulumser.
Hoca dondugunde dogruca masasina gider ve cekmecesine bakar.
Ogrencilerine hisimla bakar.
"Biri," der "Biri masamdaymis."
Sessizlik vardir.
"Biri cekmecemdeymis."
Sessizlik.
"Ve biri baklavayi yemis."
"Bendim" der yegeni.
"Sendin! Size anlattigim seyden sonra?"
"Evet."
"Belki aciklaman vardir. Eger oyleyse, olmeden once duymak
isterim."
"Sey," der yegeni "Bana verdigin is cok zordu. Hic birini
yapamadim. Yaptigim hersey yanlis. Senin cok kizgin ve
ailemin hayal kirikligina ugrayacagini biliyordum. Oyle
utandigimi hissettim ki, yapilacak tek seyin,..., hayatima
son vermek olduguna karar verdim. Boylece senin zehirli
baklavani yedim. O an dusunebilecegim tek yol o idi. Fakat
eglenceli olan sey, henuz hicbir sey olmadigidir. Nedenini
merak ediyorum." Hoca yegeninin masum aciklamasini kisa bir
sure inceler.
"Belki," der, "yapmis oldugun ise bir bakmam icin sadece
ertelenmis bir cezadir."
Sofu ev
Nasrettin Hoca ile arkadaslari Konya'da bir eve aksam
yemegine davet edilmisler. Ev eski ve ahsap, bastikca
tahtalar gicirdiyor, Hoca laf atmis: "Evin tahtalari ses
veriyor!" Adam ukala ya: "Bizim ev pek sofudur, ara sira
zikreder!" Hoca laf altinda kalir mi: "Ya aska gelip secdeye
varirsa!"
Parasevgisi
Cimri vede bos bogazin biri Hocaya: Ya Nasrettin hoca demis
demek parayi cok seviyorsun..Acaba neden ? Hoca cevabini
yapistirmis. Senin gibilere muhtac olmamak icin.
Cenaze tasinirken
Sormuslar Hocaya:Cenaze tasinirken tabutun ne tarafinda
bulunulmali, onundemi,arkasindami,sagindami,solundami? diye.
Hoca soyle bir kasilmis cevap vermis tabutun icinde
bulunmayinda neresinde bulunursaniz bulunun!
Ben uyuyorum
Bir gün Nasreddin Hoca sehire gelip, bir arkadasiyla
birlikte handa kalmis. Gece yarisi arkadasi sormus :
-Hocam, uyudunuz mu?
-Buyurun birsey mi var?
-Biraz borç para isteyeyim demistim.
Nasreddin Hoca derhal horlamaya baslayip:
-Ben uyuyorum! demis.
Herkesin Dedigine Kanmamak Gerek
Nasrettin Hoca oglunu okulundan alirken esekle
gelmis.Oguluyla esegin üzerinde evin yolunu tutmuslar.Aradan
zaman geçmis.Bir
grup insan önlerine çikmis.Bir insan;
^^Hoca ayip degil mi?esege o kadar yükü nasil tasisin?^^
Hoca da ogulunu esekden indirip yanindan yoluna devam
etmis.aradan zaman geçmis bir insan;
^^Ayip ulan ayip. Küçücük çocuk yürütülürmü?^^
Hoca çocgu esege oturtmus. Kendi yoluna devam etmis.Aradan
yine zaman geçmis birisi;
^^Hoca salakmisin?Çocugu oturtuyon kendin yürüyon.^^
Sonra hocayla oglu esegi tasimaya baslamislar.Hocayla oglu
tam köye gelince önüne birisi geçmis
^^Hoca salaksin herhalde.Esek seni tasiyicagina sen onu
tasiyorsun^^
Hoca da içinden beddua etmis.
Sen düstün
Nasreddin Hocanin bir gün karisi
ölmüs.Bir ay sonra kocasi ölmüs dul
bir kadinla evlenmis.Evlendigi kadin Hoca ya sürekli eski
kocasini anlatiyormus.Yine bir gün
yatakta kocasini anlatiyordu.Iste
benim kocam söye yapardi,böyle yapardi...Hoca sinirlenmis ve
kadina bir tekme atmis ve kadinyere düsmüs.Kadin sormus aman
hoca niye attin beni.Hocaninda cevabi hazir:eee yatakta bi
sen yatiyosun bi ben bide eski kocan
üçümüz sigamadik sende düstün..
Eşek
Bir gun Hoca esege yuzu
arkaya bakacak sekilde yanlis oturmus.
-Hoca, diye seslenir insanlar, esegine ters biniyorsun!
Hoca,
-Hayir, diye cevaplar, esege ters biniyor degilim. Esegin
yonu ters!
İnecektim
Hoca eşeğine binmiş.Alımlı, çalımlı dolaşıyormuş.Tam bir
köylüsünün yanından geçiyormuş ki.Dengesini kaybedip
düşmüş.Adam başlamış gülmeye.Çalımı bozulan Hoca fena
öfkelenmiş.Ne gülersin be adam diye bağırmış.Düşmesem de
inecektim zaten.
Eşek Kadı
Nasreddin Hoca esegini kaybetmis ve aramaya baslamis.Bir
tanidigi ona saka yapip :
-Hocam duyduguma göre eseginiz falan sehire kadi olmus,
demis.
Hoca hemen :
-Ben de öyle olmustur diye düsünüyordum.Ne zaman kadilardan
söz etsem, dikkatle dinlerdi.
Hoca'nin sagirligi
tutunca
Bir gece Hoca, birdenbire uyanir; misil misil uyuyan
karisini dürter :
-Kalk, çabuk su mumu yak, aklima bir siir geldi, hemen
yazivereyim!
Deyince, karisi kalkip mumu yakar, diviti ve kagidi Hoca'nin
önüne koyar.Hoca, çabuk çabuk birseyler yazdiktan sonra
yatmak üzereyken karisi merakla sorar :
-Efendi, su yazdigini oku bakalim bana!
Hoca nazlanmadan yazdigi siiri okur :
-Yesil yaprak arasinda kara tavuk kizil burnu!...
Sıkarken
PERDEYI BEN
BULDUM
Bir ahbap toplulugunda Hoca'nin eline is olsun diye, bir saz
tutturmuslar :
-Hadi bize güzel bir seyler çal da dinleyelim! demisler.
Hoca, sazi eline alinca mizrabi bir asagi bir yukari teller
üzerinde rastgele dolastirmaya ve böylece tuhaf tuhaf
sesler, gicirtilar çikarmaya baslamis :
-Ama Hoca demisler, saz dedigin böyle mi çalinir?Perdeler
üzerinde usuliyle gezinmek gerek...
Hoca, elindeki sazi dimbirdatmayi sürdürürken :
-Onlar perdeyi bulamazlar, aramak için gezinip dururlar.Ben
buldum iste.Niçin bosu bosuna gezinip durayim, demis.
SAHIBINE VERIRIM
Nasreddin Hoca fakirlikten Kurban Bayrami'nda kurban
kesememis.Bayram namazindan dönerken sokakta bir keçi
görmüs, hemen yakalayip kurban edip yemis.Bunu ögrenen
komsusu Nasreddin Hoca'ya :
-Hocam kiyamet günü keçi için sorguya çekileceksiniz, o
zaman ne diyeceksiniz? demis.
Hoca :
-Inkar ederim, demis.
-Inkar edemezsiniz, kiyamet günü keçi dirilip taniklik
edecek.
-Öyleyse daha iyi, demis Hoca.Kiyamet günü keçi dirilip
gelse hemen yakalayip sahibine geri verip bu dertten
kurtulurum.
O zaman gör
feryadı
Hoca esegini kaybetmis ve ariyor, bu arada da neseli bir
turku tutturmus.
Birisi kendini sormaktan alikoyamaz:
-Hoca Efendi, esegini kaybettigini herkes bilirken, turku
soylemeni duymak eglenceli gorunuyor. Oysa kaybina feryat
edip aglaman beklenirdi!
-Son bir umidim, aptal mahlukun su kucuk tepenin arkasinda
olabilecegidir, arkadas. Eger degilse, bekle ve gor o zaman
sen bendeki aglamayi feryadi!
SEN DE ÇEKTIR
Nasreddin Hoca'ya bir kisi sormus :
-Hocam gözüm hastalandi, ne ilaç kullansam olur?
-Benim disim hastalandiginda çektirip kurtulmustum.Sen de
çektir, kurtulursun, demis.
TURNA AYAGI
Hoca güzel bir Turnayi kizartip tepsiye koyar ve Timur'a
götürmek üzere yola koyulur.Ancak tepsiden gelen mis gibi
kokular Hoca'nin agzini sulandirir.Bir agacin altina oturup
Turna'nin bir budunu koparir yer.
Timur, Hoca'nin getirdigi Turna'nin tek ayakli oldugunu
anlayinca :
-Bu Turna'nin bir budu nerede Hoca?...diye sorar.
Hoca hemen yanitlar :
-Bizim köyün Turnalari tek bacakli olur da..
Timur inanmaz, gözüyle görmek ister.Kalkip Hoca ile birlikte
göl kenarina giderler.Gölde Turnalar tek ayaklari üzerinde
durduklarindan Hoca keyifli keyifli söylenir :
-Iste devletlüm gözünüzle görünüz...
Timur, Hoca'ya döner :
-Al su oku at, birini vur... emrini verir.
Hoca çaresizlik içinde ok atar.Turnalar birden öteki
ayaklarini da çikarip kaçmaya baslarlar.
Timur :
-Gördün mü Hoca, hepsi de iki ayakliymis...
Hoca lafin altinda kalir mi? :
-Aman Sultanim, sizde sikiyi görseniz iki ayaginizla kaçmaz
misiniz?
YA ASKA GELIRSE
Nasreddin Hoca ile arkadaslari Konya'da bir eve aksam
yemegine davet edilmisler.Ev eski ve ahsap, bastikça
tahtalar gicirdiyor, hoca laf atmis :
-Evin tahtalari ses veriyor!
Adam ukala ya :
-Bizim ev pek sofudur, ara sira zikreder!
Hoca laf altinda kalir mi :
-Ya aska gelip secdeye varirsa!
YELPAZE
Nasreddin Hoca, geçim sikintisindan tavuk tüyünden yelpaze
yapip satmaya baslamis.Müsteriler yelpazeyi kullanip denemis,
tüyler hemen dagilmaya baslamis.
-Bu nasil yelpaze, sallar sallamaz tüyleri dökülmeye basladi,
demis müsteriler.
Hoca :
-Kullanmasini bilmek lazim, yelpazeyi siki tutarak, basinizi
iki tarafa sallarsaniz olur, diye cevap vermis.
DAVETIYE
Nasreddin Hoca'nin komsusu evlenirken Hoca'dan davetiye
dagitmasini istemis.Hoca sehirde kendini begenmis olarak ün
kazanan bir zenginin davetiyesini vermeye gitmis.Hoca'yi
gören zengin sinirinden :
-Davetiyeleri dagitmaya iyi bir insan bulamamislar mi? demis.
Nasreddin Hoca :
-Iyi insanlar da vardi, ama onlar iyi insanlarin
davetiyelerini vermeye gitti, diye cevap vermis.
CENNET DOLUP TASMIS
Bir gün padisah Nasreddin Hoca'dan sormus :
-Hocam ben ölünce cennete mi gidecegim yoksa cehenneme mi,
söyle bakayim? demis.
Hoca padisahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padisahim? demis.
Padisahin sinirden sakallari titremis.
Bu durumu gören Hoca :
-Kizmayin padisahim ben aslinda size cennete gidersiniz
diyecektim fakat sizin cellatlarinizin kiliçlariyla ölen
suçsuz kisilerden cennet dolup tasmis.Bu yüzden cennete
sigmazsiniz diye cehenneme gidersiniz dedim, demis.
ATES DÜSTÜGÜ ZAMAN
Nasreddin Hoca'nin evine tüccar arkadasi misafir olmus.Hoca
ona manti pisirip getirmis.Arkadasi acele edip mantiyi hemen
agzina atinca bogazi yanmis.Bogazinin yandigini belli
etmemek için basini tavana dogru dikmis ve yanmanin etkisi
gidince de basini tavandan indirmeyip sormus :
-Hocam bu tavani ne zaman yaptiniz.
Hoca hemen :
-Bogazima ates düstügü zaman, demis.
ALLAH
BILIYOR
Nasreddin Hoca bir cimri tanidiginin evine gittiginde
tanidigi ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmis.
Nasreddin Hoca bayat ekmegi disi kesmeyince sinirinden bali
kasikla yemeye baslamis.Ev sahibinin gözü yerinden oynamis :
-Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanin içini siyirir,
demis.
Nasreddin Hoca hiç ses çikarmadan bali bitirmis ve :
-Kimin içinin siyrildigini Allah biliyor, demis.
AKLIN VARSA GÖLE KOS
Hoca, bir gün kirlardan topladigi çali çirpiyi esegine
yükleyip evine götürürken :
-Acaba, yas çirpi da kurusu gibi yanar mi? diye düsünür ve
seytana uyarak çakmagini çakar ve alevi çali çirpiya
dokundurur.Aralarinda kurulari da bulunan çali çirpi hemen
alev alir.Esekte bir korku, bir telas, huzursuzluktur
baslar.Anira anira, çifte ata ata dört nala kosmaga
baslar.Hoca da arkasindan olanca gücüyle bagirir :
-Aklin varsa göle kos!
PESTEMAL
Timur bir gun yanina Hoca'yi da alarak Aksehir'in Meydan
Hamamina gider.
Soyunup pestemallara sarinip sicak bolume gecerler. Gobek
tasinda oturup bir yandan sohbet ederken bir taraftan
terlerler.
Derken Timur Hoca'ya sorar.
-Hoca sen bir deryasin! kiymet bicmesini bilirsin. Su
halimle ben kac para ederim?...
Hoca;
-On akce der.
Kendisine bu kadar az kiymet bicilmesi Timur'u kuplere
bindirir.
-Bre gafil sen bana nasil on akce ettigimi soylersin bu
parayi sadece pestemal yapar! deyince
Nasreddin Hoca boynunu bukerek;
-Pestemali hesapa kattim zaten! der.
Anasayfa
WWW.NIKFER.NET.TC
|