NASRETTIN HOCA

1 - Aydinlikta

Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus. Komsulari :
- Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin?
- Mühürüm düstü de...
- Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim...
- Içeride düsürdüm, avluda...
- Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca?
- Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada ariyorum...

 

2 - Görenler Ne Sanir?

Halktan bir grup toplanmis, merak ettikleri bir soruyu Nasreddin Hoca ya
sormuslar :
- Hocam, helada sakiz çignemek haram midir?
Hoca, biraz düsündükten sonra :
- Kara kapli, bu konuda bir sey demez. Ama çignememek iyidir.
- Neden?
- E, agizda sakizla heladan çiktigini görenler b.k yedigini sanabilirler...


 

3 - Nerelere Kadar

Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan okuyor ve olanca
hiziyla kosuyormus.
Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu düsünerek yanina
yaklasip sormuslar :
- Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir?
Hoca, kosmasini sürdürerek :
- Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de... demis. Onun için
arkasindan kosuyorum...


 

4 - Herkes Anlasin Diye

Nasreddin Hoca esegini pazara götürüp satiliga çikartmis. Esek pek
huysuzlanmis. Kuyrugunu elleyeni tepmis, disine bakani isirmis... Tellal :
- Hoca, demis, bu huysuz esegi kimse almaz. Geri götür...
Hoca altta kalmamis :
- Zaten satmak için degil, bu esekten neler çektigimi herkes anlasin diye
getirmistim pazara!..


 
5 - Hatim

Nasreddin Hoca ve karisi konusuyorlardi. Karisi :
- Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.
- Ne olmus yani?
- Imam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormus.
Hoca güldü :
- Ben o kadini görsem, hatim bile indiririm!..

 

Yakışıyor


Hoca Nasreddin camide vaaz verir :
-Sakin ola kariniz, kiziniz süslenip püslenip açik saçik kiyafetlerle sokaga çikmasinlar.
-Ama hoca senin kiz hepsini de yapiyor, diye biri itiraz eder.
Hoca da :
-Ama haspaya da yakisiyor degil mi?

 

Ya deve ölur, ya ben ya da Timur


Bir gun Timur, Hoca'yla hosbes ederken, "Buradan attim kilici, varip Halep'de oynadi bir ucu!" kabilinden, sozu uzattikca uzatarak, buyuttukce buyuterek, pireyi deve yapar.. Hoca canindan bezer. O da tutar, Allahin devesini, dev yapili bir mahluk haline kor:
-Dogrusu elimden nice develer gelip gecti ama, boylesini gormedim. Uc desem, kanatlaniyor; yuru desem, ayaklaniyor. Ne care ki, benim comez misali okumasi var, yazmasi yok! kabilinden satar, savurur.
Timur buna, parmagini isirir:
-Aman su mahluku bir goreyim! der.
Hoca hic istifini bozmadan:
-Devletlim, der; bugunlerde, namaz baslarini ogretiyorum. Allah izin verirse, seneye yine geldigimde, onunuze diz coksun!" der
Timur seneyi iple ceker.
O gun gelince, Hoca:
-Sormayin efendim, Kurani okumaya baslayinca, oyle bir aska geldi ki, simdi de, "Hafiz olacagim!" diye tutturdu. Allah ecelden aman verirse, bir daha ki seneye getireyim de hifzini dinleteyim! deyip Timurun otagindan ayrilir.
Timur, gene seneyi iple cekmeye baslar, Hoca'nin esi dostu;
-Bre Hoca, sen kaninla mi oynuyorsun? Kacin kurdu Timur; boyle mavallari yutar mi? diye cekip cekistirince, Hoca;
-Yahu, ne telas ediyorsunuz, seneye kadar cok zaman var. O zamana kadar Ya deve olur, ya ben ya da Timur!

 

Şimdi Benzedin


Hoca yolda bir leylek bulmuş.Almış onu evine götürmüş.Daha önce hiç leylek görmemiş.Uzun gagası ve bacaklarını çok yadırgamış.Tutup bir güzel kesivermiş onları.Sonra da yüksekçe bir yere koymuş.Karşısına geçmiş.Yaptığı işten memnun, seslenmiş:- Bak şimdi kuşa benzedin.

 

Secdeye kapanırsa


Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi'den mi kalmis, Kaalubela'dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin yuregine bir korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz arasinda:
"Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mubarek!" diyecek olmus ama, hanci baba hic orali olmamis; sozu sakaya bogarak;
"Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hak'ka tesbih cekiyor!" demis.
Hoca'nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek;
"Peki ama, demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak!"

 

Neresinde bulunmalı

Sormuslar Hocaya:
-Cenaze tasinirken tabutun ne tarafinda bulunulmali,onundemi,arkasindami,sagindami,solundami? diye.
Hoca şoyle bir kasilmis cevap vermis:
-Tabutun içinde bulunmayinda neresinde bulunursaniz bulunun!

Ramazan


Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nin gözleri susuzluktan afallamis. dayanamayip bir çesmeye çaktirmadan yanasir. Tam suyunu içerken, bir köylü görmüs hocayi :
- Aman hoca, günah degil midir bu yaptigin !
- Yikil karsimdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelmem ! ne günahi ..

Saz


Hoca'ya saz calmasini bilip bilmedigini sorarlar.
-Evet, diye cevaplar Hoca
Ve Hoca'ya ispatlamasi icin bir saz verirler.
Hoca baslar calmaya
Doooooooooooooooooooo...
Ayni nota, ayni tel, tekrar tekrar
Doooooooooooooooooooo...
Bir kac dakika sonra, Hoca'nin calmasini keserler.
-Hoca, bu dogru saz calma sekli degil, ayni nota caliyorsun. Saz calanlar, parmaklarini asagi yukari gezdirirler, farkli telleri calarlar!
-Ben biliyorum onlarin neden yukari asagi gezindiklerini ve farkli telleri denediklerini..
-Nedendir?
-Onlar benim halihazirda buldugum *bu* notayi ariyorlar


Kibir Yok




Nasreddin Hoca'ya yapilan sakalar tukenip bitmezdi. Aksehir'liler bir gun Hoca'ya takilir ve sorarlar.
-Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun soylenir asli var midir?
Hoca'nin boyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar;
-Her halde oyle olmali.
-Boyle kisiler zaman zaman mucizeler gostererek bu ozelliklerini herkese kanitlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize gorelim!
Hoca;
-Pekala simdi size bir numara yapalim der karsisinda durmakta olan cinar agacina;
-Ey ulu cinar cabuk yanima gel!...
Tabii ne gelen agac var ne giden. Hoca yurumeye baslar agacin yanina varir. Aksehir'liler;
-Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin! diye gulunce,
Hoca;
-Bizde kibir yoktur, dag yurumezse biz yürürüz der.


Tesbih


Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi'den mi kalmis, Kaalubela'dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin yuregine bir korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz arasinda:
"Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mubarek!" diyecek olmus ama, hanci baba hic orali olmamis; sozu sakaya bogarak;
"Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hak'ka tesbih cekiyor!" demis.Hoca'nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek;
"Peki ama, demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak!"


Misir`a kadı oldu


Bir gun Hoca, gene esegini kaybeder. Eee, bu kacinci! Gayri canina 'tak' eder. "illalah bu tas kafalinin elinden! Aklini basina alsin da, biraz da o beni arayip bulsun!" diye soylenir. Suradan suraya adimini atmaz.
Aradan aylar, gunler gecer. Korolasi ne doner gelir, ne bir kuru selam gonderir. Gunlerden bir gun Hoca esekler basi Deli Omer'i gorur: "Bu herifin azicik kulagi deliktir. Sunun bir agzini ariyayim!" der, nasil ararsa arar. O da:
-Duymadin mi, der; senin esek Misir'a kadi oldu!
Bunu duyunca, Hoca basini sallar:
-Tevekkeli degil; ben bizim comeze ders verirken, o da kulaklarini dikip dinliyordu! der.


Düştüğü Zaman


Nasreddin Hoca'nin evine tüccar arkadasi misafir olmus.Hoca ona manti pisirip getirmis. Arkadasi acele edip mantiyi hemen agzina atinca bogazi yanmis. Bogazinin yandigini belli etmemek için basini tavana dogru dikmis ve yanmanin etkisi gidince de basini tavandan indirmeyip sormus :
-Hocam bu tavani ne zaman yaptiniz.
Hoca hemen :
-Bogazina ates düstügü zaman, demis.



Agzina ot tikamislar


Bir gun Hoca'nin bir koye gidecegi tutmus. Oyle sicak bir gunmus ki, kus bile kanadini kimildatmiyormus. Boylesi gunde yola cikmak delilik degil de nedir! Yorgunluk bir yandan, susuzluk bir yandan Hoca'nin imanini gevretmis, su yokusun basinda, su inisin dibinde derken, Allah onune bir cesme cikarmis.. Hemen, oluguna sokulan tikaci cikarip agzini dayamis ama, oyle bir akisi varmis ki, ustu basi islanmis; neye donduyse donmus. O zaman Hoca bir lahavle cekip:
-Tevekkeli degil, boyle deli deli aktigin icindir ki, agzina ot tikamislar ya senin! demis.



Abdestsiz


Nasreddin Hoca bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş.Ağaçta bulunan biri de onu izliyormuş. Namazı bittikten sonra namazımın kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış.
-Allahım sen namazımı kabul et.
Ağaçtaki adam:
-Etmem diye cevap vermiş.
Hoca şaşırmış.Tekrarlamış.
-Alahım sen kıldığım namazı kabul et.
-Etmem.
Hocanın şaşkınlığı iyice artmış.Yine:
-Allahım sen namazımı kabul et demiş.
Ağaçtaki adam tekrar:
-Etmem deyince hoca sinirlenmiş.
-Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım.



Bu nasıl namaz


Nasreddin Hoca abdest alirken, bir ayagina su yetmemis. Namaz kilarken de bir ayagini yukar kaldirarak namaz kilmis. Bunu gören cami cemaati :
-Hocam bu nasil namaz? diye sormus.
Nasreddin Hoca :
-Bir ayaği abdestsiz namaz, diye cevap vermis.



Yas Tutuyolar



Hocanın tavuğu ölmüş.Civcivlerin de başı boş kalmış.Hoca kaybolmalarından korkmuş.Boyunlarına siyah bezler bağlamış.Sonra da içlerinden ip geçirip birbirlerine bağlamış.Meraklı bir komşusu sormuş:- Hoca o civcivlerin boynundaki de nedir?Komşusunun merakına içerleyen Hoca, cevabı yapıştırmış:- Anneleri öldü de yas tutuyorlar.

Farz


Nasreddin Hoca'nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir. Üçü de birbirinden obur şeylermiş. Hoca ne yemek çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sünnettir" diye ekmekle iyice sıyırırlarmış. Bu sırada odaya Hoca'nın oğlu girmiş. Mollalar Hoca'yı memnun etmek için:
-Aman ne güzel çocuk...Adı ne bunun? diye sormuşlar.
Hoca:
-Adı Farzdır, demiş.
Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar:
-Bu ne biçim isim Hoca Efendi? demişler. Şimdiye kadar böyle bir isim hiç duymamıştık.
Hoca hemen taşı gediğine koymuş:
-Ya, sünnet diyeyim de onu da mı yiyin?



Sünnet diyeyim de...


Nasreddin Hoca'nin evine bir gun uc molla misafirlige gelir. Ucu de birbirinden obur seylermis. Hoca ne yemek cikarmissa silip supurmusler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sunnettir" diye ekmekle iyice siyirirlarmis. Bu sirada odaya Hoca'nin oglu girmis. Mollalar Hoca'yi memnun etmek icin:
-Aman ne guzel cocuk...Adi ne bunun? diye sormuslar.
Hoca:
-Adi Farzdir, demis.
Mollalar sasirip birbirlerine bakmislar:
-Bu ne bicim isim Hoca Efendi? demisler. Simdiye kadar boyle bir isim hic duymamistik.
Hoca hemen tasi gedigine koymus:
-Ya, sunnet diyeyim de onu da mi yiyesiniz?




Tarifesi bende



Hoca bir ciger almis evine gidiyormus. Yolda bir dostuyla karsilasmis. Adam:
-Bak sana guzel bir ciger yemegi tarifi yapayim da bunu agiz tadiyla ye, demis.
Hoca rica etmis:
-Benim aklimda kalmaz. Bir kagida yaziver.
Adam yazip vermis. Hoca biraz sonra lezzetli bir ciger yemegi yiyecegini dusunerek dalgin dalgin giderken, bir caylak elindeki cigeri kapip kacmis...
Hoca caylagin ardindan bir sure baktiktan sonra elindeki kagidi havaya kaldirmis:
-Agiz tadiyla yiyemeyeceksin. Tarifesi bende!...



Tutar mı?


Hocanin cani bir gün sarma çeker.Ama elinde yogurt bakraçlari anasi da aglamis ne yapim ne yapim derken aklina göl gelmis.Gelmis gölün kenarina,atmis bakraçlari kenara çikarmis sarmis sigarasini hafif hafif demleniyor.Sonra birden bekçinin düdügünü duymus. Eyvah simdi yandik derken aniden atmis sarmayi bakracin içine sonrada bakraci tutmus göle dökmeye baslamis.O esnada bekçide yaninda bitivermis.Bakmis bakmis anlamamis sonra hocaya sormus ne yapiyorsun diye.Hocada görmüyor musun yogurt mayaliyorum demis. bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya tutar mi demis.Hocada ya tutarsa diye cevap vermis.Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmis.Hoca hem keyfine hem yogurda yanarken bekçinin arkasindan bakip simdi bu salak herkese anlatir demis.
 


Aydinlikta

Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus. Komsulari :
- Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin?
- Mühürüm düstü de...
- Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim...
- Içeride düsürdüm, avluda...
- Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca?
- Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada ariyorum...



Görenler Ne Sanir?

Halktan bir grup toplanmis, merak ettikleri bir soruyu Nasreddin Hoca ya
sormuslar :
- Hocam, helada sakiz çignemek haram midir?
Hoca, biraz düsündükten sonra :
- Kara kapli, bu konuda bir sey demez. Ama çignememek iyidir.
- Neden?
- E, agizda sakizla heladan çiktigini görenler b.k yedigini sanabilirler...


Nerelere Kadar

Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan okuyor ve olanca
hiziyla kosuyormus.
Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu düsünerek yanina
yaklasip sormuslar :
- Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir?
Hoca, kosmasini sürdürerek :
- Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de... demis. Onun için
arkasindan kosuyorum...



Herkes Anlasin Diye


Nasreddin Hoca esegini pazara götürüp satiliga çikartmis. Esek pek
huysuzlanmis. Kuyrugunu elleyeni tepmis, disine bakani isirmis... Tellal :
- Hoca, demis, bu huysuz esegi kimse almaz. Geri götür...
Hoca altta kalmamis :
- Zaten satmak için degil, bu esekten neler çektigimi herkes anlasin diye
getirmistim pazara!..


Hatim

Nasreddin Hoca ve karisi konusuyorlardi. Karisi :
- Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.
- Ne olmus yani?
- Imam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormus.
Hoca güldü :
- Ben o kadini görsem, hatim bile indiririm!..


Köyün Yabancisi Olunca


Nasreddin Hoca daha önce hiç ugramadigi bir köyden geçiyormus. Bir köylü
yanina yaklasmis :
- Efendi, bugün günlerden ne?
Hoca, yorgunlugun etkisiyle hangi gün oldugunu bir türlü hatirlayamayinca :
- Bu köyün yabancisiyim, demis. Buranin günlerini bilmem...



Görürsem Söylerim

Bir arkadasi Nasreddin Hoca ya gelmis.
- Bana bak Hoca, kulagini bükmesi benden... Su karina bir sey söyle, sabahtan
aksama kadar ev ev dolasiyor, konu komsu birakmiyor... Söyle de azicik evinde
otursun.
- Peki, demis Hoca, görürsem söylerim...



Postacılar

Nasrettin Hoca`nın bir gün paraya çok ihtiyacı olmuş ve Allah`a mektup
yazmış. Mektupta; "Allahım bana yüz altın gönderir misin?" yazıyormuş. Gitmiş
mektubunu postahaneye vermiş. Postacılar bakmışlar ki mektup Allah`a
gidecek, merak edip mektubu okumuşlar ve kendi aralarında altın toplamışlar
fakat 99 tane çıkmış. Bir zarfın içine koyup, Nasrettin Hoca`nın evine
bırakmışlar ve kapının arkasından dinliyorlarmış. Nasrettin Hoca mektubu açıp
altınları saymış ve Allah`a dua edip; "Allahım bi daha şu postacılarla gönderme,
hiç güven olmuyor." demiş...



Yüzme Olayı

Hocanin iki karisi varmış. Bir gün; "En çok hangimizi seviyorsun?" diye sormuşlar.
Hoca söylemek istememiş. Yeni karısı:
- İkimizde göle düşsek, önce hangimizi kurtarırdın?
demiş. Hocaeski eşine :
- Sen biraz yüzme biliyordun degil mi?


 

Aptallar

Hoca ve oglu bir keresinde bir yolculuga cikarlar. Hoca oglunun esege binmesini ve kendisininde yurumesini tercih eder. Yolda birileriyle karsilasirlar,
-Bakin su saglikli, genc cocuga! Bugunun gencligi. yaslilarina hic saygilari yok. Kendisi esege binmis ve garip babasi yuruyor! derler.
Bu insanlarin yanindan gecince, cocuk kendinden utanmis hisseder ve kendisinin yurumesi, babasinin da esege binmesi uzerine israr eder. Boylece, Hoca esekle giderken, cocuk da yaninda yurur. Kisa bir sure sonra baska insanlara rastlarlar,
-Suna bak! Babasi esekle giderken, su gariban cocuk yuruyor. derler
Bu insanlari gectikten sonra, Hoca ogluna
-En iyi yapilacak sey, ikimizin de yurumesi. Kisa bir yol aldiktan sonra, yine baskalarina rastlarlar,
-Su aptallara bakin. Bu sicak gunes altinda ikisi de yuruyor, biri bile esege binmiyor!



Zehirli baklava



Bir keresinde, Hoca köy okulunda ögretmen dururken, ögrencilerinin birinin ailesi tarafindan kendisine bir buyuk tepsi baklava gönderilir. Agzi sulanir, fakat daha sonra yemek üzere masasinin cekmecesine koyar. Kisa bir sure sonra acil bir is icin disari cagirilir.
Ogrencilerine yapilacak bir suru is verir "Ve herseyi anladiginizi kabul ediyorum" der "yoksa kötu olur" sertce "Cok kötu"
Kapiya vardiginda,
"Bir sey daha" der. "Benim dusmanlarim var. Pek cok dusman. Bana surekli zehirli et, zehirli tatli gonderilir. Hatta," sertce ekler "zehirli baklava. Yemeden once test etmem gerekir. Bu sekilde uyarildiniz. Daha uzun bir omur isterseniz, bana gonderilen hicbir seye dokunmayin. Ozellikle baklavaya." Hoca gider gitmez, yegeni, ogrencilerinden biriydi, masaya gider ve baklavayi alir.
"Yapma!" diye bagirir arkadaslari. "Onlar zehirli olabilir!"
Cocuk onlara siritir.
"Tabii ki degiller," der. "O sadece kendisine saklamak istiyor." Ve baslar tepsiye. "Gercekten cok iyi" der ve bir baskasini yer.
Yere dusup kivranmadigini goren arkadaslari, Hoca'nin masasinin etrafina toplanirlar ve baklavayi paylasirlar.
"Fakat hepsinin gittigini gorunce biz ona ne diyecegiz?" der iclerinden biri, agzindaki kirintiyi silerken.
Hoca'nin yegeni sadece gulumser.
Hoca dondugunde dogruca masasina gider ve cekmecesine bakar. Ogrencilerine hisimla bakar.
"Biri," der "Biri masamdaymis."
Sessizlik vardir.
"Biri cekmecemdeymis."
Sessizlik.
"Ve biri baklavayi yemis."
"Bendim" der yegeni.
"Sendin! Size anlattigim seyden sonra?"
"Evet."
"Belki aciklaman vardir. Eger oyleyse, olmeden once duymak isterim."
"Sey," der yegeni "Bana verdigin is cok zordu. Hic birini yapamadim. Yaptigim hersey yanlis. Senin cok kizgin ve ailemin hayal kirikligina ugrayacagini biliyordum. Oyle utandigimi hissettim ki, yapilacak tek seyin,..., hayatima son vermek olduguna karar verdim. Boylece senin zehirli baklavani yedim. O an dusunebilecegim tek yol o idi. Fakat eglenceli olan sey, henuz hicbir sey olmadigidir. Nedenini merak ediyorum." Hoca yegeninin masum aciklamasini kisa bir sure inceler.
"Belki," der, "yapmis oldugun ise bir bakmam icin sadece ertelenmis bir cezadir."





Sofu ev

Nasrettin Hoca ile arkadaslari Konya'da bir eve aksam yemegine davet edilmisler. Ev eski ve ahsap, bastikca tahtalar gicirdiyor, Hoca laf atmis: "Evin tahtalari ses veriyor!" Adam ukala ya: "Bizim ev pek sofudur, ara sira zikreder!" Hoca laf altinda kalir mi: "Ya aska gelip secdeye varirsa!"




Parasevgisi

Cimri vede bos bogazin biri Hocaya: Ya Nasrettin hoca demis demek parayi cok seviyorsun..Acaba neden ? Hoca cevabini yapistirmis. Senin gibilere muhtac olmamak icin.




Cenaze tasinirken


Sormuslar Hocaya:Cenaze tasinirken tabutun ne tarafinda bulunulmali, onundemi,arkasindami,sagindami,solundami? diye. Hoca soyle bir kasilmis cevap vermis tabutun icinde bulunmayinda neresinde bulunursaniz bulunun!


Ben uyuyorum

Bir gün Nasreddin Hoca sehire gelip, bir arkadasiyla birlikte handa kalmis. Gece yarisi arkadasi sormus :
-Hocam, uyudunuz mu?
-Buyurun birsey mi var?
-Biraz borç para isteyeyim demistim.
Nasreddin Hoca derhal horlamaya baslayip:
-Ben uyuyorum! demis.




Herkesin Dedigine Kanmamak Gerek




Nasrettin Hoca oglunu okulundan alirken esekle gelmis.Oguluyla esegin üzerinde evin yolunu tutmuslar.Aradan zaman geçmis.Bir
grup insan önlerine çikmis.Bir insan;
^^Hoca ayip degil mi?esege o kadar yükü nasil tasisin?^^
Hoca da ogulunu esekden indirip yanindan yoluna devam etmis.aradan zaman geçmis bir insan;
^^Ayip ulan ayip. Küçücük çocuk yürütülürmü?^^
Hoca çocgu esege oturtmus. Kendi yoluna devam etmis.Aradan yine zaman geçmis birisi;
^^Hoca salakmisin?Çocugu oturtuyon kendin yürüyon.^^
Sonra hocayla oglu esegi tasimaya baslamislar.Hocayla oglu tam köye gelince önüne birisi geçmis
^^Hoca salaksin herhalde.Esek seni tasiyicagina sen onu tasiyorsun^^
Hoca da içinden beddua etmis.



Sen düstün


Nasreddin Hocanin bir gün karisi
ölmüs.Bir ay sonra kocasi ölmüs dul
bir kadinla evlenmis.Evlendigi kadin Hoca ya sürekli eski kocasini anlatiyormus.Yine bir gün
yatakta kocasini anlatiyordu.Iste
benim kocam söye yapardi,böyle yapardi...Hoca sinirlenmis ve kadina bir tekme atmis ve kadinyere düsmüs.Kadin sormus aman
hoca niye attin beni.Hocaninda cevabi hazir:eee yatakta bi sen yatiyosun bi ben bide eski kocan
üçümüz sigamadik sende düstün..



ek


Bir gun Hoca esege yuzu arkaya bakacak sekilde yanlis oturmus.
-Hoca, diye seslenir insanlar, esegine ters biniyorsun!
Hoca,
-Hayir, diye cevaplar, esege ters biniyor degilim. Esegin yonu ters!


İnecektim


Hoca eşeğine binmiş.Alımlı, çalımlı dolaşıyormuş.Tam bir köylüsünün yanından geçiyormuş ki.Dengesini kaybedip düşmüş.Adam başlamış gülmeye.Çalımı bozulan Hoca fena öfkelenmiş.Ne gülersin be adam diye bağırmış.Düşmesem de inecektim zaten.



Eşek Kadı



Nasreddin Hoca esegini kaybetmis ve aramaya baslamis.Bir tanidigi ona saka yapip :
-Hocam duyduguma göre eseginiz falan sehire kadi olmus, demis.
Hoca hemen :
-Ben de öyle olmustur diye düsünüyordum.Ne zaman kadilardan söz etsem, dikkatle dinlerdi.




Hoca'nin sagirligi tutunca



Bir gece Hoca, birdenbire uyanir; misil misil uyuyan karisini dürter :
-Kalk, çabuk su mumu yak, aklima bir siir geldi, hemen yazivereyim!
Deyince, karisi kalkip mumu yakar, diviti ve kagidi Hoca'nin önüne koyar.Hoca, çabuk çabuk birseyler yazdiktan sonra yatmak üzereyken karisi merakla sorar :
-Efendi, su yazdigini oku bakalim bana!
Hoca nazlanmadan yazdigi siiri okur :
-Yesil yaprak arasinda kara tavuk kizil burnu!...

 

Sıkarken


 


PERDEYI BEN BULDUM


Bir ahbap toplulugunda Hoca'nin eline is olsun diye, bir saz tutturmuslar :
-Hadi bize güzel bir seyler çal da dinleyelim! demisler.
Hoca, sazi eline alinca mizrabi bir asagi bir yukari teller üzerinde rastgele dolastirmaya ve böylece tuhaf tuhaf sesler, gicirtilar çikarmaya baslamis :
-Ama Hoca demisler, saz dedigin böyle mi çalinir?Perdeler üzerinde usuliyle gezinmek gerek...
Hoca, elindeki sazi dimbirdatmayi sürdürürken :
-Onlar perdeyi bulamazlar, aramak için gezinip dururlar.Ben buldum iste.Niçin bosu bosuna gezinip durayim, demis.



SAHIBINE VERIRIM


Nasreddin Hoca fakirlikten Kurban Bayrami'nda kurban kesememis.Bayram namazindan dönerken sokakta bir keçi görmüs, hemen yakalayip kurban edip yemis.Bunu ögrenen komsusu Nasreddin Hoca'ya :
-Hocam kiyamet günü keçi için sorguya çekileceksiniz, o zaman ne diyeceksiniz? demis.
Hoca :
-Inkar ederim, demis.
-Inkar edemezsiniz, kiyamet günü keçi dirilip taniklik edecek.
-Öyleyse daha iyi, demis Hoca.Kiyamet günü keçi dirilip gelse hemen yakalayip sahibine geri verip bu dertten kurtulurum.



O zaman gör feryadı


Hoca esegini kaybetmis ve ariyor, bu arada da neseli bir turku tutturmus.
Birisi kendini sormaktan alikoyamaz:
-Hoca Efendi, esegini kaybettigini herkes bilirken, turku soylemeni duymak eglenceli gorunuyor. Oysa kaybina feryat edip aglaman beklenirdi!
-Son bir umidim, aptal mahlukun su kucuk tepenin arkasinda olabilecegidir, arkadas. Eger degilse, bekle ve gor o zaman sen bendeki aglamayi feryadi!


SEN DE ÇEKTIR


Nasreddin Hoca'ya bir kisi sormus :
-Hocam gözüm hastalandi, ne ilaç kullansam olur?
-Benim disim hastalandiginda çektirip kurtulmustum.Sen de çektir, kurtulursun, demis.



TURNA AYAGI


Hoca güzel bir Turnayi kizartip tepsiye koyar ve Timur'a götürmek üzere yola koyulur.Ancak tepsiden gelen mis gibi kokular Hoca'nin agzini sulandirir.Bir agacin altina oturup Turna'nin bir budunu koparir yer.
Timur, Hoca'nin getirdigi Turna'nin tek ayakli oldugunu anlayinca :
-Bu Turna'nin bir budu nerede Hoca?...diye sorar.
Hoca hemen yanitlar :
-Bizim köyün Turnalari tek bacakli olur da..
Timur inanmaz, gözüyle görmek ister.Kalkip Hoca ile birlikte göl kenarina giderler.Gölde Turnalar tek ayaklari üzerinde durduklarindan Hoca keyifli keyifli söylenir :
-Iste devletlüm gözünüzle görünüz...
Timur, Hoca'ya döner :
-Al su oku at, birini vur... emrini verir.
Hoca çaresizlik içinde ok atar.Turnalar birden öteki ayaklarini da çikarip kaçmaya baslarlar.
Timur :
-Gördün mü Hoca, hepsi de iki ayakliymis...
Hoca lafin altinda kalir mi? :
-Aman Sultanim, sizde sikiyi görseniz iki ayaginizla kaçmaz misiniz?



YA ASKA GELIRSE


Nasreddin Hoca ile arkadaslari Konya'da bir eve aksam yemegine davet edilmisler.Ev eski ve ahsap, bastikça tahtalar gicirdiyor, hoca laf atmis :
-Evin tahtalari ses veriyor!
Adam ukala ya :
-Bizim ev pek sofudur, ara sira zikreder!
Hoca laf altinda kalir mi :
-Ya aska gelip secdeye varirsa!




YELPAZE



Nasreddin Hoca, geçim sikintisindan tavuk tüyünden yelpaze yapip satmaya baslamis.Müsteriler yelpazeyi kullanip denemis, tüyler hemen dagilmaya baslamis.
-Bu nasil yelpaze, sallar sallamaz tüyleri dökülmeye basladi, demis müsteriler.
Hoca :
-Kullanmasini bilmek lazim, yelpazeyi siki tutarak, basinizi iki tarafa sallarsaniz olur, diye cevap vermis.




DAVETIYE


Nasreddin Hoca'nin komsusu evlenirken Hoca'dan davetiye dagitmasini istemis.Hoca sehirde kendini begenmis olarak ün kazanan bir zenginin davetiyesini vermeye gitmis.Hoca'yi gören zengin sinirinden :
-Davetiyeleri dagitmaya iyi bir insan bulamamislar mi? demis.
Nasreddin Hoca :
-Iyi insanlar da vardi, ama onlar iyi insanlarin davetiyelerini vermeye gitti, diye cevap vermis.




CENNET DOLUP TASMIS



Bir gün padisah Nasreddin Hoca'dan sormus :
-Hocam ben ölünce cennete mi gidecegim yoksa cehenneme mi, söyle bakayim? demis.
Hoca padisahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padisahim? demis.
Padisahin sinirden sakallari titremis.
Bu durumu gören Hoca :
-Kizmayin padisahim ben aslinda size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarinizin kiliçlariyla ölen suçsuz kisilerden cennet dolup tasmis.Bu yüzden cennete sigmazsiniz diye cehenneme gidersiniz dedim, demis.






ATES DÜSTÜGÜ ZAMAN



Nasreddin Hoca'nin evine tüccar arkadasi misafir olmus.Hoca ona manti pisirip getirmis.Arkadasi acele edip mantiyi hemen agzina atinca bogazi yanmis.Bogazinin yandigini belli etmemek için basini tavana dogru dikmis ve yanmanin etkisi gidince de basini tavandan indirmeyip sormus :
-Hocam bu tavani ne zaman yaptiniz.
Hoca hemen :
-Bogazima ates düstügü zaman, demis.



ALLAH BILIYOR


Nasreddin Hoca bir cimri tanidiginin evine gittiginde tanidigi ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmis. Nasreddin Hoca bayat ekmegi disi kesmeyince sinirinden bali kasikla yemeye baslamis.Ev sahibinin gözü yerinden oynamis :
-Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanin içini siyirir, demis.
Nasreddin Hoca hiç ses çikarmadan bali bitirmis ve :
-Kimin içinin siyrildigini Allah biliyor, demis.




AKLIN VARSA GÖLE KOS



Hoca, bir gün kirlardan topladigi çali çirpiyi esegine yükleyip evine götürürken :
-Acaba, yas çirpi da kurusu gibi yanar mi? diye düsünür ve seytana uyarak çakmagini çakar ve alevi çali çirpiya dokundurur.Aralarinda kurulari da bulunan çali çirpi hemen alev alir.Esekte bir korku, bir telas, huzursuzluktur baslar.Anira anira, çifte ata ata dört nala kosmaga baslar.Hoca da arkasindan olanca gücüyle bagirir :
-Aklin varsa göle kos!




PESTEMAL



Timur bir gun yanina Hoca'yi da alarak Aksehir'in Meydan Hamamina gider.
Soyunup pestemallara sarinip sicak bolume gecerler. Gobek tasinda oturup bir yandan sohbet ederken bir taraftan terlerler.
Derken Timur Hoca'ya sorar.
-Hoca sen bir deryasin! kiymet bicmesini bilirsin. Su halimle ben kac para ederim?...
Hoca;
-On akce der.
Kendisine bu kadar az kiymet bicilmesi Timur'u kuplere bindirir.
-Bre gafil sen bana nasil on akce ettigimi soylersin bu parayi sadece pestemal yapar! deyince
Nasreddin Hoca boynunu bukerek;
-Pestemali hesapa kattim zaten! der.
 

Anasayfa


WWW.NIKFER.NET.TC